En temel fark şudur: Orman, kendi kendine yeten vahşi bir ekosistemdir. Meyve bahçesi ise tarımsal bir üretim alanıdır.
Kısacası: Yanan bir dağın tepesine ceviz dikerseniz, o fidanlar ilk yaz sıcağında susuzluktan ölür. Ama oranın yerlisi olan Çam, hayatta kalır.
Biz orman mühendisleri, bir alana ağaç dikerken “Canımız ne istiyor?” diye bakmayız; “Doğa buraya ne istiyor?” diye bakarız.
Milyonlarca yıllık evrim sürecinde, Ege ve Akdeniz ekosistemine en iyi uyum sağlayan, o toprağın mineral yapısını seven, o iklimin kuraklığına dayanan ağaç Kızılçam‘dır. Doğa bir seçim yapmış ve “Bu coğrafyanın hakimi Çam ağacıdır” demiştir.
Siz doğayla inatlaşıp, oraya ait olmayan bir türü (örneğin Karadeniz iklimi seven Kestane’yi veya Ege’nin taban arazisini seven İncir’i) dağın tepesine dikmeye çalışırsanız, doğa bunu reddeder. Buna ormancılıkta “Yetişme Muhiti (Habitat) Uygunluğu” denir.
Orman sadece ağaç değildir; altındaki çalısı, otu, içinde yaşayan kurdu, kuşu, böceği ve mantarıyla dev bir yaşam alanıdır.
Tabii ki devlet ve orman mühendisleri bu kadar katı değil. Uygun alanlarda “Gelir Getirici Tür Ağaçlandırması” yapılıyor.
Harnup (Keçiboynuzu), Yabani Zeytin (Delice), Alıç, Ahlat gibi yaban hayatını besleyen ve nispeten kuraklığa dayanıklı meyve türleri zaten dikiliyor. Ama bu, ormanın tamamına değil, sadece “tampon bölgelere” ve şeritler halinde uygulanıyor.
Yukarıda anlattığımız gibi, yanan alanlar Anayasa koruması altındadır ve doğal haline bırakılır. Ancak bu, “Orman arazisinde asla meyve yetiştirilemez” demek değildir. Devlet, yanan yerlerde değil ama “Bozuk Orman Alanlarında” veya “Hazine Arazilerinde” bu hayalinizi destekliyor.
Eğer aklınızda; “Benim hayalim büyük bir Ceviz, Badem, Zeytin veya Defne bahçesi kurmak, hem doğaya katkım olsun hem de ticari gelir elde edeyim” düşüncesi varsa, doğru adres “Özel Ağaçlandırma Projeleri“dir.
Orman Genel Müdürlüğü’nün ilgili yönetmelikleri kapsamında; vasfını yitirmiş, üzerinde verimli orman örtüsü bulunmayan bozuk orman arazilerini 49 yıllığına kiralayarak, devletin hibe ve kredi destekleriyle kendi endüstriyel plantasyonunuzu kurabilirsiniz.
Ancak bu süreç ciddi bir bürokrasi ve teknik projelendirme gerektirir:
Biz Avcı Mühendislik olarak; yanan yerlere dokunmuyoruz ama atıl durumdaki arazileri sizin için verimli badem ve ceviz ormanlarına dönüştürüyoruz.
Hayalinizdeki projeyi hayata geçirmek ve Özel Ağaçlandırma şartlarını öğrenmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Doğayı sevin, yatırımı doğru yere yapın.
Her orman yangınından sonra sosyal medyada iyi niyetli ama teknik olarak hatalı şu serzenişi duyarız: “Bıktık bu çam ağaçlarından! Çam çıra gibidir, hemen yanıyor. Yanan yerlere zeytin dikelim, ceviz dikelim, badem dikelim. Hem yanmazlar hem de ülke ekonomisine katkı sağlarlar, köylü kazanır.”
Kağıt üzerinde harika görünüyor, değil mi? Ancak doğanın kanunları ve ormancılık bilimi maalesef Facebook paylaşımlarındaki gibi işlemiyor.
Biz Avcı Mühendislik olarak, sahadaki tecrübemizle bu konuya açıklık getirmek istiyoruz. Neden yanan ormanlara (özellikle sarp arazilere) meyve bahçesi kuramayız? İşte 4 maddede acı ama gerçek sebepler.

En temel fark şudur: Orman, kendi kendine yeten vahşi bir ekosistemdir. Meyve bahçesi ise tarımsal bir üretim alanıdır.
Kısacası: Yanan bir dağın tepesine ceviz dikerseniz, o fidanlar ilk yaz sıcağında susuzluktan ölür. Ama oranın yerlisi olan Çam, hayatta kalır.
Biz orman mühendisleri, bir alana ağaç dikerken “Canımız ne istiyor?” diye bakmayız; “Doğa buraya ne istiyor?” diye bakarız.
Milyonlarca yıllık evrim sürecinde, Ege ve Akdeniz ekosistemine en iyi uyum sağlayan, o toprağın mineral yapısını seven, o iklimin kuraklığına dayanan ağaç Kızılçam‘dır. Doğa bir seçim yapmış ve “Bu coğrafyanın hakimi Çam ağacıdır” demiştir.
Siz doğayla inatlaşıp, oraya ait olmayan bir türü (örneğin Karadeniz iklimi seven Kestane’yi veya Ege’nin taban arazisini seven İncir’i) dağın tepesine dikmeye çalışırsanız, doğa bunu reddeder. Buna ormancılıkta “Yetişme Muhiti (Habitat) Uygunluğu” denir.
Orman sadece ağaç değildir; altındaki çalısı, otu, içinde yaşayan kurdu, kuşu, böceği ve mantarıyla dev bir yaşam alanıdır.
Tabii ki devlet ve orman mühendisleri bu kadar katı değil. Uygun alanlarda “Gelir Getirici Tür Ağaçlandırması” yapılıyor.
Harnup (Keçiboynuzu), Yabani Zeytin (Delice), Alıç, Ahlat gibi yaban hayatını besleyen ve nispeten kuraklığa dayanıklı meyve türleri zaten dikiliyor. Ama bu, ormanın tamamına değil, sadece “tampon bölgelere” ve şeritler halinde uygulanıyor.
Yukarıda anlattığımız gibi, yanan alanlar Anayasa koruması altındadır ve doğal haline bırakılır. Ancak bu, “Orman arazisinde asla meyve yetiştirilemez” demek değildir. Devlet, yanan yerlerde değil ama “Bozuk Orman Alanlarında” veya “Hazine Arazilerinde” bu hayalinizi destekliyor.
Eğer aklınızda; “Benim hayalim büyük bir Ceviz, Badem, Zeytin veya Defne bahçesi kurmak, hem doğaya katkım olsun hem de ticari gelir elde edeyim” düşüncesi varsa, doğru adres “Özel Ağaçlandırma Projeleri“dir.
Orman Genel Müdürlüğü’nün ilgili yönetmelikleri kapsamında; vasfını yitirmiş, üzerinde verimli orman örtüsü bulunmayan bozuk orman arazilerini 49 yıllığına kiralayarak, devletin hibe ve kredi destekleriyle kendi endüstriyel plantasyonunuzu kurabilirsiniz.
Ancak bu süreç ciddi bir bürokrasi ve teknik projelendirme gerektirir:
Biz Avcı Mühendislik olarak; yanan yerlere dokunmuyoruz ama atıl durumdaki arazileri sizin için verimli badem ve ceviz ormanlarına dönüştürüyoruz.
Hayalinizdeki projeyi hayata geçirmek ve Özel Ağaçlandırma şartlarını öğrenmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Doğayı sevin, yatırımı doğru yere yapın.
/Hizmet